GÖNÜLSÜZ İŞLENEN SEVAP


Bir Türkiye gerçeğidir mültecilerin hak talep ve müdafaasının gündem olabilmesi. Üstelik Suriyeli sığınmacılara yeterince tolerans tanıdık algısı yüksektir kamuoyunda. Bireysel olarak acıma ve dini vecibeler gereği mağdura el uzatma hassasiyetinin dibe vurduğu durumlara şahitlik etmekteyiz.

Benzer koşullar altında hiçbir ülkenin kucak açmadığı kadar Türkiye’nin sinesine tutunmak isteyen insanları, günlük hayatımızın birçok alanına sirayet edecek kadar sarmalamış durumdayız. Hal böyleyken söz konusu insanlar, salt mülteci bir yaşam alanı istiyorlar demek, yanıltıcı olabilir. Bu insanlar sadece kalacak bir yer, yiyecek bir lokmanın ötesinde insani değer istekleriyle yüklü durumdalar. İnsan olmanın fıtratı bunu gerektirir. Ünlü psikolog Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde vurguladığı unsurdur; insan sadece barınma, yeme içme gibi fizyolojik ihtiyaçlardan ve güvende olma gibi korunma isteğinden ibaret bir varlık değildir.

Suriyeli mültecileri ise Türk milleti olarak toplumsal piramidin neresine konumlandırdığımız ortada: Suriyeli zengin bir azınlık göçmen dışında hepsi karın tokluğuna çalıştırılma, kayıt dışı istihdam edilme, haksız kazanç nesnesi olma, kötü adlandırılma, gayri ahlaki muamele, küçümsenme, yok sayılma, ötelenmeye maruz kalma, kimi zaman dilenmekle, fuhuşla yüz yüze yaşamaktadır. Bu insanlar sadece güneydoğu sınırlarından aşıp gelmemişler, tekmil ülkemizin dört bir yanındalar. İnsanların manevi sınırlarına dahil olmaları ise öyle kolay değil.

Türkiye’de bir iç savaş çıksa, bir zulüm katliama dönüşse yine de onlar gibi ülkemi terk etmem diye yiğitlenerek ahkam kesilebilir. Bir acıyı anlamak için damdan düşmek gerekebilir. Vurdumduymaz ve anlamaz yaklaşılabilir. Bu bakış açısı Suriyeli göçmenlere nefret söylemlerini arttırır ve kibrettirir, uzlaşımcı anlayışı siler süpürür. Yapılan iyilikleri başa çaldırır.

Zorunlu göçle ülkelerinden sürülmüş bu insanlara bir uyumlulaştırma faaliyeti; hak, hukuk yönetmeliği pekala yapılabilirdi. Sadece Suriyeli için değil, Türk milletini olası yaşantısal aksaklıklara sürüklememek için gerekliydi.  Ne yazık ki beraber yaşama becerisi insanların inisiyatifine bırakıldı. Başıboş, avare olunacak zaman değil, her onurlu mülteci namus ve izzetiyle para kazanmak isteyebilir ve bu en doğal hakkıdır. Yalnız bizim Türk insanı bu konuda zekidir, işini bilir ve utanmadan çok ucuza çalıştırır, iki üç işçiyi bir işçi parasına yevmiye denkleştirir, buna da kurnazlık, kısa günün karı der. Ticari zekası takdire şayandır, zira gönülsüz de olsa sevaba girmiştir. Daha ne olsun. Kiracıdır Suriyeli, kira parası ödenmez, her ödeme biraz daha gecikirse çıkarılmalıdır. Yeterince sevaba girilmiştir gönülsüz ve biraz da başka ev sahipleri sevaba girsin özgeciliği vardır. Kimsenin günahını almaya değmez!

Bir kedi dahi köşeye sıkışınca sırtını kabartır, korkunçlaşır. Onların da sabır noktaları olabilir. Dürüst olalım ki kimse böylesine hakirce bir yaşama gönülden razı olmaz. Kim vatanından gayrı memlekette, ki bu Türkiye gibi şefkatli bir yer olsa bile, itilen bir tebaa olarak yaşamak ister? Biraz hoşgörü biraz müsamaha hepsi bu. Merak etmeyin ve rahat olun, buralara kök salmak, çöreklenmek gibi dertleri yok. Hepsi de ülkelerindeki iç savaşın biran önce bitmesini bekliyor, geri dönmek için. Ülkelerindeki savaş dördüncü yıla girmiş ve kaygıları üst seviyede.

Türkiye’de söz sahibi politik unsurlar, açık kapı politikasıyla kucak açtığı bu insanların değişen, dönüşen benlik algılarını, saldırganlaşabilen bilinçaltı dışavurumlarını ve Türk insanının tahammül seviyesini zorlayan misafirperverliğini dikkate almak zorundalar. Yoksa giderek artan psikolojik yadsıma, dışlama yerini fiziksel sataşmalara, kanlı çatışmalara bırakıp provokatif malzemeyi kuvvetle muhtemel arttırabilir. Ve art niyetlilerce desteklenen  bu kargaşa gezivari ayaklanmaları tetikleyebilir. Sığınmacıları ülkemizde istemeyiz sloganları sevap işlemek isteyen vatandaşı iki uçta bırakabilir. Hükümetten beklenen, acil, akılcı, insani ortak yaşam prosedürü oluşturmak ve bunu yaptırımlarla desteklemektir. Türk insanına vicdanına dönük sorgulamalar yaptırmaması, kimseye gönülsüz sevap işletmemesi de gayri ihtiyari önerimdir. Zira Türk insanı, akıllıdır, zekidir, işini bilir..
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3386